Bu gece nasıl diye sorulan o klasik soruyu kafada dönüp dolaştırıp cümlelerinin ağırlığı altında kalmak mıdır insan olmak? Çaresi olmayan tek şey ölüm diye teselli etmek midir kendini yaşamak?
Oysa o gecelerin birinde ansızın yalnızlığını fark ettiğinde,o his herkesi bulduğu gibi seni de bulduğunda yatağına daha da sinersin belki.Arkada en sevdiğin olduğunu sandığın bir şarkı çalar,diğerine geçtiğinde o en sevdiğin olur...
Bu yüzdendir imrenirler intikam gibi duygularla yıkanmış insanlara.Telaşları vardır çünkü,telaşlar oyalar insanı.Yalnızlığını fark etmezsin.Kafalarında para gibi harcadıkları insanlardan buna sıra gelmez genelde.Bu yöntemin ne kadar sağlıklı olduğu tartışılır olmasına karşın onlar da herkes gibi biraz delirmiştir.Delirmek herkese özgü bir eyleme dönüşmüştür bu yüzyılda.
Bilmem kaç numaralı sokağın yaşlı bakkalının bile bir telaşı vardır.Veresiye defterinin sonuna ulaşmak veyahut bedava dondurma çubuklarını kabul etmemeye yemin etmek gibi.
Her gece düşünür mü acaba muzır mahalle çocuklarını alt edecek planları? Rüyalarına girer mi yakalarına yapışacağı veresiyenin maaşlı elemanları? Telaşesinin ucu bucağı bu mudur yani?
Başka türlüsü olur mu bilmem zaten.Her gece bu bilinemezlikten farklı geçer biraz da.
Ne kadar meşgul olursan ol - ölçünün yaşlı bakkal olduğu meşguliyet durumu - yalnızlığınla baş başa kaldığında lakırdı edeceğin tek şey belki pencerenin önünde duran yetiştirmeye çalıştığın lavanta demetidir,belki belli belirsiz yanan ve düzeltilmesi için falanca kez aranan belediyenin umursamadığı sokak lambasıdır.
Neyse ki yalnızlığın yolları hep aynı virajda dönüp duruyor


0 comments:
Yorum Gönder