15 Nisan 2018 Pazar

camgöbeği

camgöbeği merdivenlerin 4.basamağından denizi izliyordu,burası belki en tepe nokta değildi ama  vapurların gidip gitmediğini anlamaya çalışmak beyninde gardiyan gibi her an aklını avlamak için dolaşan tilkileri kenarı itiyor ve 2 dakikalığına da olsa kendine biraz zaman tanıtıyordu.

2 yıl önce tam bu merdivenlerde kendini bitirebileceğine şahit olduğu biriyle oturup yine gemileri tartışıyordu.
fark etmeden elindeki şişeye vurarak çıkardığı ses
e kaydı dikkati. ya tırnakların çıkardığı ses çok güçlüydü ya da beynindeki uğultuyla birlikte karışıp havada asılı kalınca öyle geliyordu insana.keşke şu an kafasını kesip atabilseydi belli bir süreliğine.cevabını almadığı sorular olduğu zaman her insan gibi deliriyordu,ama bu sefer öyle değildi çünkü bu sefer karşısında bağırabileceği kızabileceği hiç kimse yoktu.bu sefer soruları kendisine sormuştu ve sadece oturup soru gemisinin kafasındaki koca denizde karaya ulaşmasını bekliyordu.yani aslında  teorik olarak bekleyemiyordu çünkü biliyordu ki cevapları kendisi bile bulamayacaktı.gerçi çok küçükken hep böyleydi,insanlara amansız sorular sorar cevap alamayınca dönüp aynaya sorar yine cevap alamayınca cevaplar uydururdu.bir keresinde acının niye soyut bir şey olduğunu sorgularken cevabını bulduğunu iddia etmiş ve herkese aynı şeyi anlatmaya başlamıştı. belki de acı soyut değildi görebiliyorduk tutabiliyorduk ama acı olduğunu bilmiyorduk.
çok küçüktü,tabii ki istediği gibi şeyler uydurabilirdi ayrıca kendini kandırdığını hiç düşünmezdi nasıl olsa herkes evet der geçerdi. oysa biraz yıllar geçince işlerin öyle yürümediğini öğrenmiş ve bu biraz zaman almıştı.
kendi bildiği yoldan dönmese bile, bir şeyler uydursa bile bunlara kendisi de inanmıyor ve kaçıyordu.insan kendi uydurduğu şeylerden kaçar mıydı?
normalde anlamalıydı ,kimseye kendisinden zarar gelmezdi,içini en iyi kendisi bilirdi ve kendi kendine kötülük yapmazdı.
en azından öyle sanardı herkes.
ama yapardı.
kendini en çok zihninden korumaya başlardın bir süre sonra.aldığın kararlar en çok zarar veren şey olurdu sana her zaman
kendi kendisinin kurdu olmalıydı,olmalıydı ki kendi kendine zarar veremesin.bilsin içini, en derinini ve en dipsizliğini, ölçebilsin acımasızlığını.
ya da hiç açmamalıydı zihnini ne kendisine ne de başkasına, açmamalıydı ki zaaflarını bilemesin kimse ve kullanamasın.
çünkü çok iyi biliyordu ,özünden başka bitirecek kimse yoktu onu.var eden de oydu yok eden de o olacaktı.
vazgeçerdin,kaybederdin,düşerdin ama hiç bir zaman yediremezdin kendine kabullenmeyi.bunu bilirdi kafanın içindeki dünya ve ona göre davranırdı sana.oraya odaklıyken ölsen fark etmezdin.
tam da bu yüzden bitirebilirdi seni.


bir anlığına gözlerini kıstı,vapurlar gidiyor gibi gelmişti.gelebilirdi çünkü miyoptu ve belki gitmiyordu,yani anlayamazdı pek.camgöbeği diye uydurduğu merdivenler baktı.gitmeliydi.inmesi zaman alırdı 4 basamağı.pek bırakmak istemezdi,burayı zihni gibi bıraksaydı peşinde dolanacaktı hep bir hayalet gibi.
bu sefer o kaçmamıştı,kaçan zamanı bekliyordu.
birini bırakmıştı,içinde kendisi vardı
dönecekti,döndü
ne bıraktığını buldu,ne de kendisini.




0 comments:

Yorum Gönder