https://algizdotblog.wordpress.com/2025/01/14/alcak-gonullu-bir-su-birikintisi-1/
16 Ocak 2025 Perşembe
3 Ağustos 2023 Perşembe
insan kayıp hissederse hayata olan gerçekliğini yitirir. kendine denk kim bilir bir daha ne zaman gelir?
3 Ocak 2023 Salı
Görüşürüz ( şimdilik )
Yeni yıldan beklentilerimi genelde buraya dizdiğimde başlarına maalesef bir ton şey geliyor. O yüzden bu senelik hepsi bana kalacak. O kadar da nefret edilen biri olmamama rağmen insanları bazen anlayamıyorum.
Terapistim ve ben aldığımız kararları uygulamakta zorlanan iki kişiyiz. Bu nedenle birbirimize tatlı tatlı sitem ediyoruz. Her görüşmede detoks kelimesini bin kez kullanıp yine ertesi hafta bir şey yapmıyoruz. Kendisi bana terapilerimizi yazmanın iyi yönde bir etkisi olabileceğini söyledi. Haksız da sayılmaz. 2017'yi düşündüğümde yazmanın terapiden daha iyi geldiğini biliyorum. Gerçi eskisi gibi hiçbir şeyi taktığım da söylenemez. Keep goin diyorum aynaya bakıp ve devam ediyorum. Ahmet'in kendimi bulutlu hissettiğimde ''kendimi çok ciddiyim telefrikden aşağı atarım'' tehditleri de işe yarıyor olabilir pek tabii %2 falan. Yapar çünkü.
Aylardır sadece bir iki üç dört sekiz okuyucuma açık olan blogumu tekrar herkes yapma sebebim elbette ki buradan devam edecek olmam değil. Terapistimle verdiğimiz detoks kararlarının kimini uygulayabildim, kimini o kadar boşverdim ki saatler geçirdim. Yine küçük minik bir karar alarak, yeni yılda 2017'den beri açık olan, binlerce kişiye ulaşan ( hayır mübalağa değil ), içinde 250 tane yayınlanmamış hikaye, itiraf, duygu, mutluluk olan blogumu kapatma ve aslında taşıma kararı aldım. Sebebine gelince, sizce de 2017 çok uzun bir süre değil mi? Ben herhangi bir şeye bu kadar uzun katlanamıyorum. Yakıp yıkmam gerekiyor ki en iyisini getirebileyim. 5 yıl için kendime teşekkür ederim. Tabii benim ne denli dengeli biri olduğumu biliyorsanız, belki bu blogu geri açarım.
Unutmadan, yeni blogum https://algizdotblog.wordpress.com/.
Xoxo
Ben
8 Aralık 2019 Pazar
ah vah
Tüm bunlara rağmen hayattan, daha doğrusu bu noktada yollardan ne beklediğimi bilmiyorum. Belki unutulan şehirlere üzülmeyi istiyorumdur sadece, yahut tarihe karışan, isimsiz kalan o şehirlere doğru yol almayı. Buğulu cama yaslanan yanakların unutmaya ihtiyacın olduğunu hissettirdiği, gözlere dolanları bir çırpıda silip önünü görmeni sağladığı o yolculuklara...ne kadar
dağılan - zaten hiç toplanmamış olan-
28 Ekim 2019 Pazartesi
Veresiye
7 Mayıs 2018 Pazartesi
Çığlıklara gebe
Haksız sayılmazlardı.
Birine bir şey oluyordu ama bunun için polise gerek yoktu.
Sadece birine elle tutulur gözle görülür bir şey olmuyordu.
Evet boğuluyordu , soyutluğun ve belirsizliğin okyanusunda.
Doğru düşünüyordu;
Özgür olmak bu kadar zor olmamalıydı.Işıkları kapatıp kendini en saf halinle izlemek.
Geçmişten kaçarken en saf halini yolun başında bırakıp ayak izlerini bir süre sonra tanıyamamak kader miydi? Yoksa sadece kendisi mi böyleydi? Geçmişi bırakabilmek hep 1.adımı gibi gelirdi özgürlüğün.O basamağı geçtiğin an belki her şey daha da kolaylaşırdı.O yüzden geçmişten kaçmak kolay gelirdi.Koşardın ve her şeyi yolun başında bıraktığını sanardın.O kadar hızlı kaçardın ki ondan, bir çemberin içinde olduğunu,eninde sonunda aynı noktaya dönebileceğini fark edemezdin.Ve tekrar başlangıca geldiğinde zihninin dengesizliği çıktığını sandığın o özgürlük basamağından seni iterdi.Özgür olamamaktan daha kötüsünü yaşardın o zaman; Özgür olduğunu sanardın.Çünkü prangalarını fark edemeyecek kadar kadar kör olduysan özgürlük ne demek unutmuş sayılırdın.
Kolay değildi.Savaşmak hep en gerekli olan şeyiydi hayatımızın.Diri tutardı seni.Ama asla unutturmazdı.Bu yüzden geçmişi bırakmak değil kabullenmekti aslolan.Kolaylaşacağını sandığın özgürlük merdiveninin binlerce basamağı vardı.Devam ederdin ve her birinde daha özgür hissederdin.Bitirebilir miydin? Bilinmezdi.
Ben olsam diye düşündü kendi kendine '' ben olsam o merdivenleri ikişer ikişer dizlerimi kanata kanata da olsa çıkardım.''
Ama yapmıyordu.
Kendi içinde yarattığı ve feryat figan eden savaşını özgülüğe kabul ettiremeyeceğini farkındaydı.Özgürlük barış isterdi.
Zaten diğer bir adımın ismini söylemeye çekindiği, düşünmek istemediği bir şey olmasından rahatsızlık duyuyordu.
Masumiyet.
Masumiyet en az geçmiş kadar sert ama fark edilmekte geç kalınan bir gerçekti , bir süre sonra yolculuğunda sana yük olması da öyle.Onu yolun sonuna kadar taşıyanlar iyiliğin içindekileri farkına varıyor, yolun yarısında onu eski bir eşya gibi fırlatanlar geleceği bulanık görmeye başlıyordu.
Eski bir eşya yerine koyduğun masumiyet ucunu göremediğin iki yolun başında değerli bir antikaya dönüşüyordu.Eğer masumiyetini ellerinde parçalamadıysan denize doğru, dikenlerle dolu yolun sonundaki umudu görebiliyordun.
Eğer çoktan terk ettiysen, yemyeşil ormanın sonundaki dipsiz kuyuyu fark edemiyordun.
Işığı geri açtı.Gardını neye karşı aldığını bilmiyordu.Pencere hala aralıktı.Dışarıdan köpek sesi geldiğinde Desise sıçrayarak aniden pencere önünden içeri atladı.Saksının düşüşünü tiz bir kırılma sesiyle idrak edebildi ve tepki veremedi.
Aniden kapı açıldı ,bu sefer sıçrayan kendisiydi.
Kapının ucundan soruldu;
''İyi misin bir şeye ihtiyacın var mı?
''İyiyim'' dedi sakince,saksı duyulmamıştı demek ki.
Kapıya bakarken fark etti
Evet boğuluyordu ama bu sefer kıyıya vurmuş bir balık boğulmasıydı bu.Dalgaların örttüğü çırpınışlarını sadece kendisi biliyordu..
Tekrarladı
''İyiyim, dışarı çıksak daha iyi olacak gibi''
15 Nisan 2018 Pazar
camgöbeği
2 yıl önce tam bu merdivenlerde kendini bitirebileceğine şahit olduğu biriyle oturup yine gemileri tartışıyordu.
fark etmeden elindeki şişeye vurarak çıkardığı ses
e kaydı dikkati. ya tırnakların çıkardığı ses çok güçlüydü ya da beynindeki uğultuyla birlikte karışıp havada asılı kalınca öyle geliyordu insana.keşke şu an kafasını kesip atabilseydi belli bir süreliğine.cevabını almadığı sorular olduğu zaman her insan gibi deliriyordu,ama bu sefer öyle değildi çünkü bu sefer karşısında bağırabileceği kızabileceği hiç kimse yoktu.bu sefer soruları kendisine sormuştu ve sadece oturup soru gemisinin kafasındaki koca denizde karaya ulaşmasını bekliyordu.yani aslında teorik olarak bekleyemiyordu çünkü biliyordu ki cevapları kendisi bile bulamayacaktı.gerçi çok küçükken hep böyleydi,insanlara amansız sorular sorar cevap alamayınca dönüp aynaya sorar yine cevap alamayınca cevaplar uydururdu.bir keresinde acının niye soyut bir şey olduğunu sorgularken cevabını bulduğunu iddia etmiş ve herkese aynı şeyi anlatmaya başlamıştı. belki de acı soyut değildi görebiliyorduk tutabiliyorduk ama acı olduğunu bilmiyorduk.
çok küçüktü,tabii ki istediği gibi şeyler uydurabilirdi ayrıca kendini kandırdığını hiç düşünmezdi nasıl olsa herkes evet der geçerdi. oysa biraz yıllar geçince işlerin öyle yürümediğini öğrenmiş ve bu biraz zaman almıştı.
kendi bildiği yoldan dönmese bile, bir şeyler uydursa bile bunlara kendisi de inanmıyor ve kaçıyordu.insan kendi uydurduğu şeylerden kaçar mıydı?
normalde anlamalıydı ,kimseye kendisinden zarar gelmezdi,içini en iyi kendisi bilirdi ve kendi kendine kötülük yapmazdı.
en azından öyle sanardı herkes.
ama yapardı.
kendini en çok zihninden korumaya başlardın bir süre sonra.aldığın kararlar en çok zarar veren şey olurdu sana her zamankendi kendisinin kurdu olmalıydı,olmalıydı ki kendi kendine zarar veremesin.bilsin içini, en derinini ve en dipsizliğini, ölçebilsin acımasızlığını.
ya da hiç açmamalıydı zihnini ne kendisine ne de başkasına, açmamalıydı ki zaaflarını bilemesin kimse ve kullanamasın.
çünkü çok iyi biliyordu ,özünden başka bitirecek kimse yoktu onu.var eden de oydu yok eden de o olacaktı.
vazgeçerdin,kaybederdin,düşerdin ama hiç bir zaman yediremezdin kendine kabullenmeyi.bunu bilirdi kafanın içindeki dünya ve ona göre davranırdı sana.oraya odaklıyken ölsen fark etmezdin.
tam da bu yüzden bitirebilirdi seni.
bir anlığına gözlerini kıstı,vapurlar gidiyor gibi gelmişti.gelebilirdi çünkü miyoptu ve belki gitmiyordu,yani anlayamazdı pek.camgöbeği diye uydurduğu merdivenler baktı.gitmeliydi.inmesi zaman alırdı 4 basamağı.pek bırakmak istemezdi,burayı zihni gibi bıraksaydı peşinde dolanacaktı hep bir hayalet gibi.
bu sefer o kaçmamıştı,kaçan zamanı bekliyordu.
birini bırakmıştı,içinde kendisi vardı
dönecekti,döndü
ne bıraktığını buldu,ne de kendisini.
3 Nisan 2018 Salı
Neyse,17
Tek bir şehirde doğup aynı insanlarla orada kalmak isterdim olayı sıkıcı geliyor ama sürekli gezip yeni insanlarla tanışma fikri de beni boğuyor, yani anlaşılacağı üzere hangisine sahip olursam olayım hep bir yanım diğeriyle olacak.
.
-21.yüzyıl gençlerinin dengesiz olma sorunsalı 2-
Yani anlaşılacağı üzere pek değişik bir yanı yok, sorulmadı zaten bana istiyor musun bunu? diye. Ama bekliyorum alacağım delice kararları ve “ ne yapabilirim gençtim” cümlesinin arkasına sığınmayı.






